Şu aralar malum gündemde sezaryen, kürtaj meselesi var Ayşe Arman resmen hislerime tercüman olmuş paylaşmak istedim yazdıklarını...
Özellikle bayanlar olarak bu konuda sessiz kalmamalıyız diye düşünüyorum. sanmayın ki sezaryeni ya da kürtajı savunuyorum ben sadece yasaklara ve dayatmalara karşıyım. Sezaryen konusunda hasteneler gerçekten ticari boyuta dökmüş bu işi ama yine de bu karar anneye bırakılmalı doğuracak, acıyı çekecek olan anne sonuçta... O nasıl istiyorsa öyle olmalı...
Kürtaj ise apayrı bir konu neden herşeyi dine bulaştırıyorlar anlamıyorum. Kürtaja sanırım vicdanı olan her bayan karşıdır, kimse isteyerek gidip kürtaj olmaz. Ama ya istemeden hamile kalındıysa, ya bakacak durumu yoksa hadi geçtim bunları ya çocukları sevmiyorsa... Bir çocuk dünyaya getirilecekse eğer o çocuk her türlü imakana sahip olmalı, can bu ya hayvan değil ki doğurup doğurup sokağa bırak. Sevgiyle, şefkatle büyütülmeli... Kadın istenmeyen bebeği dünyaya getirdi diyelim; sevmiyor, bakamıyor o zaman günah değil mi o bebeğe? Demez mi annesine beni sevmeyecektin madem neden dünyaya getirdin diye?
Neyse herkesin görüşü farklı tabii, saygı görmek istiyorsak farklı görüşlere de saygı göstermeliyiz ama kimsenin özel hayatına yasaklar getirmemeliyiz.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/20661194.asp?yazarid=12&hid=20662229
31 Mayıs 2012 Perşembe
28 Mayıs 2012 Pazartesi
Aradığınız Emlak Hurriyetemlak.com'da!
Emlağa dair her şeyi tek çatı altında buluşturan www.hurriyetemlak.com, çok seçenekli güncel ve detaylı ilanlarıyla, gelişmiş arama özellikleri ve kullanıcı dostu tasarımıyla, sektöre dair güncel haberleri ve istatistiki bilgileriyle, tam anlamıyla emlak sektörünün nabzını tutuyor.
Satılık ve kiralık daireler, ofisler, iş yerleri ve tüm konut projelerini bulabileceğiniz www.hurriyetemlak.com, sunduğu çok sayıda seçenekle size aradığınız emlağı mutlaka bulma olanağı sağlıyor.
İlanlarda okul, hastane, restoran, alışveriş merkezi gibi çevre bilgilerine ulaşabiliyorsunuz. Video desteğiyle gayrimenkulü içindeymişcesine izleyebiliyorsunuz. Baktığınız evin ya da iş yerinin net konumunu harita üzerinde görebiliyorsunuz.
Bu kadar kolaylık ve çok seçenek varken www.hurriyetemlak.com’da, aradığınız emlağı ya da emlağınızın talibini bulmanız an meselesi!
Bir bumads advertorial içeriğidir.
Satılık ve kiralık daireler, ofisler, iş yerleri ve tüm konut projelerini bulabileceğiniz www.hurriyetemlak.com, sunduğu çok sayıda seçenekle size aradığınız emlağı mutlaka bulma olanağı sağlıyor.
İlanlarda okul, hastane, restoran, alışveriş merkezi gibi çevre bilgilerine ulaşabiliyorsunuz. Video desteğiyle gayrimenkulü içindeymişcesine izleyebiliyorsunuz. Baktığınız evin ya da iş yerinin net konumunu harita üzerinde görebiliyorsunuz.
Bu kadar kolaylık ve çok seçenek varken www.hurriyetemlak.com’da, aradığınız emlağı ya da emlağınızın talibini bulmanız an meselesi!
Bir bumads advertorial içeriğidir.
24 Mayıs 2012 Perşembe
KORKU
Korkunun ecele faydası yok değil mi?
Bugün hangi akla hizmet beş yıl sürecek bir borcun altına imza attım.
Mutlu olmam gerekir aslında ama duyduklarımdan sonra içimi kaplayan endişe ile şu anda kalbim pır pır. Ellerim titriyor ve nefes alamıyorum.
Ben ki imzadan sonra kalmış iki buçuk saat koştur koştur işe geldim. Geldiğimde hala hiçbir şey hissetmiyordum.
Taa ki susuzluğumu dindirmek için kola almaya giderken yolda Tully'yi ne yapacaksın cümlesini duyana kadar...
Elimin tersi ile ittiğim tekliften sonra müdürlerle aramızın pek iyi olduğunu söyleyemem tabii ki, şimdi aldı mı beni işten çıkarılma korkusu?
Oysa Allahın vardır bir hikmeti kandil gününde imza atıyorum diye sevinmişitim.
Onca yükün altına kocam sadece beni mutlu etmek için girdi, şimdi onu o yükle nasıl bir başına bırakırım?
Bugün hangi akla hizmet beş yıl sürecek bir borcun altına imza attım.
Mutlu olmam gerekir aslında ama duyduklarımdan sonra içimi kaplayan endişe ile şu anda kalbim pır pır. Ellerim titriyor ve nefes alamıyorum.
Ben ki imzadan sonra kalmış iki buçuk saat koştur koştur işe geldim. Geldiğimde hala hiçbir şey hissetmiyordum.
Taa ki susuzluğumu dindirmek için kola almaya giderken yolda Tully'yi ne yapacaksın cümlesini duyana kadar...
Elimin tersi ile ittiğim tekliften sonra müdürlerle aramızın pek iyi olduğunu söyleyemem tabii ki, şimdi aldı mı beni işten çıkarılma korkusu?
Oysa Allahın vardır bir hikmeti kandil gününde imza atıyorum diye sevinmişitim.
Onca yükün altına kocam sadece beni mutlu etmek için girdi, şimdi onu o yükle nasıl bir başına bırakırım?
21 Mayıs 2012 Pazartesi
Kahperengi/ Hande ALTAYLI
''Yalnızlık tek başına kalmak değil, tek başına kalmaktan kaçmaya çalışmaktır. Bunun için ne kadar uğraşırsan durumun o kadar acıklı hale gelir. Geceyi uzatmak, son bir sigara yakmak, bir kadeh daha içmek, ayak sürümek, bin dereden su getirmek... Bütün bunlar, kapının arkasına gizlenmiş seni bekleyen tekilliğinle karşılaşmanı geciktirmekten ve çaresizliğini artırmaktan başka işe yaramaz. Durumu sükunetle kabullendiğin ve savaşmaktan vazgeçtiğinde ise aniden daha az yalnız biri haline gelirsin. Bu konuda bilinmesi gerekenler fazla değildir. Yalnızlıkta ''çat kapı'' yoktur ve yalnız biri kimsenin hayatını tamamlamaz ve bunun karşılığı olarak da kimse onun hayatını bütünlemez. Kimileri böyle olmasını tercih ettikleri için, kimileri de kimse onları tercih etmediği için yalnızdır. Yalnız biri sadece bir aksesuardır. Süslü bir toka, zarif bir kolye, boktan bir kemer ya da bir çift güzel küpe... O kadar. Yoklukları üzüntü verici olsa da kimseyi öldürmez.''
Bu kitap aslında alınacaklar listemdeydi ama daha vakti vardı alınması için... Cuma gecesi face'te takılırken bir arkadaşımın yayınlaması üzerine iyice meraka kapıldım, sağolsun arkadaş öyle bir heyecanlandırdı ki Cumartesi günü soluğu kitapçıda aldım. Henüz bitmemiş kitabım beni beklerken şöyle birkaç sayfa karıştırayım diğeri bitince buna başlarım demiştim. Sabah ezanıyla kendime geldiğimde karıştırarak başladığım bu kitabın neredeyse sonuna gelmişim:) Ertesi günde de bir çırpıda bitti zaten... Uzun zamandır acaba diğer sayfada ne olacak diye meraklandıran bir kitapla karşılaşmamıştım. O kadar beğendim ki keşke bu kadar hızlı okumasaymışım diye hayıflanıyorum şu anda. Konu olarak yıllar önce okuduğum Gülten Dayıoğlu'nun Yeşil Kiraz'ını anımsattı. Küçük bir kasabada zorlukla geçen çocukluk yılları ve daha sonra büyük şehirde başarılı bir avukat... Ama Hande Altaylı'nın espirili bulduğum dilini konunun kasvetli havasını dağıtmayı başarmış. Ve itiraf ediyorum okuduğum kitapta güzeldi ama sanırım yazık ettim kendisine bakalım sonunu sıkılmadan nasıl getireceğim şimdi:((
Bazı insanlar ve onlara ait anıların mazide kalması daha iyiydi. Hiç değişmeden, değiştirilmeden, yeniden yazılmadan, sessizce unutuluşa bırakılmalıydılar ve bu anılar albümüne yeni kareler eklenmemeliydi. Syf/ 49
Zamanın kıvamı insanı daima şaşırtır, akıcılığı andan ana değişiklik gösterirdi. Bazen boza kadar koyu, bazen su gibi seyreltilmiş olurdu. Tüy gibi hafifleyebilir, taş gibi ağırlaşabilirdi. Göl kadar durgunlaşabilir ya da grizu gibi patlayabilirdi. Hatta canı isterse durabilirdi bile. Syf/ 158
Kimsenin hayatı kolay değildi. Şanslı doğmak diye bir şey yoktu. Doğan her insan şanssızdı ve sabırla bunu öğreneceği günü bekliyordu. Syf/180
Bu kitap aslında alınacaklar listemdeydi ama daha vakti vardı alınması için... Cuma gecesi face'te takılırken bir arkadaşımın yayınlaması üzerine iyice meraka kapıldım, sağolsun arkadaş öyle bir heyecanlandırdı ki Cumartesi günü soluğu kitapçıda aldım. Henüz bitmemiş kitabım beni beklerken şöyle birkaç sayfa karıştırayım diğeri bitince buna başlarım demiştim. Sabah ezanıyla kendime geldiğimde karıştırarak başladığım bu kitabın neredeyse sonuna gelmişim:) Ertesi günde de bir çırpıda bitti zaten... Uzun zamandır acaba diğer sayfada ne olacak diye meraklandıran bir kitapla karşılaşmamıştım. O kadar beğendim ki keşke bu kadar hızlı okumasaymışım diye hayıflanıyorum şu anda. Konu olarak yıllar önce okuduğum Gülten Dayıoğlu'nun Yeşil Kiraz'ını anımsattı. Küçük bir kasabada zorlukla geçen çocukluk yılları ve daha sonra büyük şehirde başarılı bir avukat... Ama Hande Altaylı'nın espirili bulduğum dilini konunun kasvetli havasını dağıtmayı başarmış. Ve itiraf ediyorum okuduğum kitapta güzeldi ama sanırım yazık ettim kendisine bakalım sonunu sıkılmadan nasıl getireceğim şimdi:((
Bazı insanlar ve onlara ait anıların mazide kalması daha iyiydi. Hiç değişmeden, değiştirilmeden, yeniden yazılmadan, sessizce unutuluşa bırakılmalıydılar ve bu anılar albümüne yeni kareler eklenmemeliydi. Syf/ 49
Zamanın kıvamı insanı daima şaşırtır, akıcılığı andan ana değişiklik gösterirdi. Bazen boza kadar koyu, bazen su gibi seyreltilmiş olurdu. Tüy gibi hafifleyebilir, taş gibi ağırlaşabilirdi. Göl kadar durgunlaşabilir ya da grizu gibi patlayabilirdi. Hatta canı isterse durabilirdi bile. Syf/ 158
Kimsenin hayatı kolay değildi. Şanslı doğmak diye bir şey yoktu. Doğan her insan şanssızdı ve sabırla bunu öğreneceği günü bekliyordu. Syf/180
17 Mayıs 2012 Perşembe
We Want Sex!/ KADININ FENDİ
Dün akşam eşim geç geleceğinden atıştırmalık bişeyler hazırlayıp uzun zamandir yapmadiğim bişeyi yaparak TV karşısına geçim belki de kumandanın gücünün bende olduğunu bilmek hoşuma gitti:)) Televizyonu açtığımda denk geldim bu filme, şimdiye kadar nasıl duymadığıma şaşırdım. Hic bilmediğim ve daha önce hiç duymadığım bir konu ile karşılaştım. Kısaca film; 1968 yılında Londra yakınlarındaki Dagenham Ford fabrikasında çalışan 187 kadının erkeklerle aynı ücreti alabilmek için grev yapmalarını anlatıyor diyebiliriz. 2. Dünya savaşından dönen erkeklerin geri döndüklerinde bıraktıkları işlerde kadınların calıştığını ve bu işleri de hakkıyla yaptıklarını görmek erkekler açısından sarsıcı olmuş olmasına da günümüz kadınlarının kendi ayaklari üstünde durmalarının sebebi olmuş bir nevi... Bu kadınların o zaman yapmış oldukları grev ve ayaklanmalar sayesinde şu anda sahip olduğumuz çalışma koşullarında erkekler ile kadınların eşit haklara sahip olmak için hak kaznılmasını izlemek beni çok gururlandırdı.
Ayrıca filmin kadınların gündelik sorunlarını, travmalarını, hayallerini ve erkek egemen toplumla başa çıkma yöntemlerini cok guzel anlatması da bu kadınlara karşı ayrı bir sempati duymamı sağladı.
Bir Endüstri mühendisi olarak filmde kısmen de olsa meşhur Ford'un fabrikasını doğuya taşımasını ve geçmişte yapmış olduğu sömürüsünü duymak ise beni ayrıca çok şaşırttı. Meşhur firmaların üretim sistemlerinin üniversitelerde ders olarak işletilmesi ve günmüz fabrikalarına uygulanması ve geçmişinin böyle olmasını görmek... Kendi açımdan söyleyebilirim ki benim için biraz sarsıcı oldu.
15 Mayıs 2012 Salı
Yeni yasa:(
Bugün itibari ile iş yerinde kıyafet zorunluluğu getirildi. Ama benim hiç klasik kıyafetim yok:(( Yarın ne giyilir ki şimdi?
14 Mayıs 2012 Pazartesi
Tatilden Görüntüler-Part1
Bazen hayatın yoğunluğundan kaçıp kurtulmak isteriz. Kendimizle başbaşa olmak sadece yemyeşil doğanın ve kuş seslerinin bize eşlik ettiği bir yere gitmek bize en iyi gelen şeyler arasındadır...23 Nisan da kısacık bir fırsat yakalıdım bunu yapabilmek için... Hem eşimin doğum gününü de başbaşa kutlama fırsatı bulmuşken bu fırsat kaçmazdı:)) Ama geldikten sonra yoğunluktan fotoğraflara bile bakamadım:( İş yerinden kimi düğün izninde kiminin de annesinin ameliyatı dolayısı ile işlerle bir başıma kala kaldım.
Henüz tüm fotoğrafları toparlayamadım ama nedense bir kaç fotoğraf koymak istedim, üşengençlikten devamı da gelmeyebilir:))
Bende bu yol hiç bitmesin isteği uyandırıyor nedense... Sonsuza kadar gidebilirim:))
Bazı postlarımda bahsetmişimdir Bulgaristan göçmeni olduğumu ama üniversiteyi orada okuduğumdan bahsettim mi bilmiyorum. Oradayken bir an önce yerime yurduma dönme isteği içerisindeydim ama şimdi zaman zaman orasının sakinliğini çok özlüyorum. Velingrad Bulgarıstan'nın kaplıcaları ile ünlü ufak bir kasabası ama şimdilerde başkent Sofia sosyetesinin en uğrak SPA merkezlerinden biri oldu. Kaldı ki ben sosyete diyorum ama orada ödeyeceğiniz fiyat iki kişi için burada ödeyeceğiniz kişi başı bir gecelik fiyatın yarısı...
''Maxi'' Velingrad'ın en iyi SPA otellerinden birisidir.
Odamızın balkonundan görünen mazara... Kimine göre gencecik yaşta buraya mı gidilir diye bir düşünce var ama ben oradan döndükten sonra kuş gibi hissediyorum kendimi.
9 Mayıs 2012 Çarşamba
Kitap Mimi:))
Bu mimi çok sevdim, özellikle kitaplar hakkında olmasına bayıldım. Yine Erencim beni atlamamış sağolsun, hatta sormuş sıkıldın mı diye? Aksine ben çok mutlu oluyorum, seviniyorum takip ediliyorum diye, beni de gerçekten merak eden var diye:) Oysa bi ara bloğu kapatmayı bile düşünmüştüm bu işi hakkıyla yapamıyorum diye...
Gelelim sorularımıza;
1.Ne sıklıkla kitap okursunuz?
Her boş bulduğum vakitte kitap okumaya çalışırım. İşe gelip giderken serviste, öğle arasında ve akşam yatmadan önce hergün kitap okurum. Bazen çok bunalırım işte ama yine de iki sayfa okuyacak olsam bile o kitabı açarım. Yani anlayacağınız çantamda her daim bir kitap bulunur :))
2.En sevdiğiniz yazar/lar?
Ayşe Kulin, İpek Ongun, Dostoyevski, Tolstoy, Paul Auster, Maeve Binchy, İskender Pala, Staig Larsson, Selim İleri, Sabahattin Ali, Nermin Bezmen
3.En beğendiğin Kitap/lar?
Anna Karanina/ Tolstoy,
Suç ve Ceza/ Dostoyevski ,
Sır/ Nermin Bezmen,
Aurora'nın İncileri/ Nermin Bezmen, Safiye Sultan Serisi/ Ann Chamberlin,
Millenium Serisi/ Staig Larsson,
Şah&Sultan/ İskender Pala,
Kürk Mantolu Madonna/ Sabahhattin Ali,
Sunset Park/ Paul Auster,
Aşk/ Elif Şafak,
Araf/ Elif Şafak,
Şeker Portakalı/ Jose Mauro De Vasconcelos,
Adı:Aylin: Ayşe Kulin,
Sevdalinka/ Ayşe Kulin
ve her genç kızın okuması gerektiğine inandığım Bir Genç Kızın Gizli Defteri Serisi/ İpek Ongun
4.(Yerli/yabancı) hangi yazarların kitaplarını daha çok tercih edersin?
Hiç öyle bir ayırım yapmadım şimdiye kadar, hepsinin yeri ayrı...
5.Bugüne kadar en beğendiğin kitap serisi?
Millenium Serisi/ Staig Larsson,
Bir Genç Kızın Gizli Defteri Serisi/ İpek Ongun,
Safiye Sultan Serisi/ Ann Chamberlin
6.Daha çok hangi tarz okumaktan hoşlanırsın?
Otobiyografi, biyografi, tarih, polisiye, romantizm aslında hepsini çok severim. Aslında bu soru sevmediğiniz tarz olsa daha doğru olurmuş benim için, bilimkurgu ve gerilim türlerini okuyamıyorum ve de sevmiyorum.
7.En son hangi kitabı okudun?
İncir Kuşları/ Sinan Akyüz
8.Şu anda hangi kitabı okuyorsun?
Aşk ve Çocuk/ Maeve Binchy
9.Kitap blogları hakkında ne düşünüyorsun? Yeterli mi?
Severek takip ettiğim çok kitap bloğu var, onlar sayesinde tanımadığım yazarlarla tanıştım, adını bile duymadığım kitapları okudum. Keşke daha çok olsalar... Ama bizim ülkemizde kitap okuyan çok az insan var, bunada şükür diyelim:)
10.KİTAP OKUMAK sizin için ne ifade ediyor?(cevabını en çok merak ettiğim soru)
Bilmediğim diyarlarda yolculuk yapıyor, tanımadığım insanlarla tanışıyor, tatmadığım lezzetleri deniyor, cesaret edipte yaşayamadığım hayatı yaşıyor, kısacası ''kitap okumak'' kendime başka bir dünya kurmama olanak sağlıyor...
Gelelim sorularımıza;
1.Ne sıklıkla kitap okursunuz?
Her boş bulduğum vakitte kitap okumaya çalışırım. İşe gelip giderken serviste, öğle arasında ve akşam yatmadan önce hergün kitap okurum. Bazen çok bunalırım işte ama yine de iki sayfa okuyacak olsam bile o kitabı açarım. Yani anlayacağınız çantamda her daim bir kitap bulunur :))
2.En sevdiğiniz yazar/lar?
Ayşe Kulin, İpek Ongun, Dostoyevski, Tolstoy, Paul Auster, Maeve Binchy, İskender Pala, Staig Larsson, Selim İleri, Sabahattin Ali, Nermin Bezmen
3.En beğendiğin Kitap/lar?
Anna Karanina/ Tolstoy,
Suç ve Ceza/ Dostoyevski ,
Sır/ Nermin Bezmen,
Aurora'nın İncileri/ Nermin Bezmen, Safiye Sultan Serisi/ Ann Chamberlin,
Millenium Serisi/ Staig Larsson,
Şah&Sultan/ İskender Pala,
Kürk Mantolu Madonna/ Sabahhattin Ali,
Sunset Park/ Paul Auster,
Aşk/ Elif Şafak,
Araf/ Elif Şafak,
Şeker Portakalı/ Jose Mauro De Vasconcelos,
Adı:Aylin: Ayşe Kulin,
Sevdalinka/ Ayşe Kulin
ve her genç kızın okuması gerektiğine inandığım Bir Genç Kızın Gizli Defteri Serisi/ İpek Ongun
4.(Yerli/yabancı) hangi yazarların kitaplarını daha çok tercih edersin?
Hiç öyle bir ayırım yapmadım şimdiye kadar, hepsinin yeri ayrı...
5.Bugüne kadar en beğendiğin kitap serisi?
Millenium Serisi/ Staig Larsson,
Bir Genç Kızın Gizli Defteri Serisi/ İpek Ongun,
Safiye Sultan Serisi/ Ann Chamberlin
6.Daha çok hangi tarz okumaktan hoşlanırsın?
Otobiyografi, biyografi, tarih, polisiye, romantizm aslında hepsini çok severim. Aslında bu soru sevmediğiniz tarz olsa daha doğru olurmuş benim için, bilimkurgu ve gerilim türlerini okuyamıyorum ve de sevmiyorum.
7.En son hangi kitabı okudun?
İncir Kuşları/ Sinan Akyüz
8.Şu anda hangi kitabı okuyorsun?
Aşk ve Çocuk/ Maeve Binchy
9.Kitap blogları hakkında ne düşünüyorsun? Yeterli mi?
Severek takip ettiğim çok kitap bloğu var, onlar sayesinde tanımadığım yazarlarla tanıştım, adını bile duymadığım kitapları okudum. Keşke daha çok olsalar... Ama bizim ülkemizde kitap okuyan çok az insan var, bunada şükür diyelim:)
10.KİTAP OKUMAK sizin için ne ifade ediyor?(cevabını en çok merak ettiğim soru)
Bilmediğim diyarlarda yolculuk yapıyor, tanımadığım insanlarla tanışıyor, tatmadığım lezzetleri deniyor, cesaret edipte yaşayamadığım hayatı yaşıyor, kısacası ''kitap okumak'' kendime başka bir dünya kurmama olanak sağlıyor...
7 Mayıs 2012 Pazartesi
İncir Kuşları/ Sinan AKYÜZ
İncir Kuşları derin, sarsıcı ve çok can acıtı bir kitap. Sevdalinka ve Leyla'yı okuyanlar bilir konu olarak aynıdırlar. Ama karakterlerimizin hepsinin farklı bir hikayesi vardır. Sinan AKYÜZ'ü Piruze ile tanıdım. Piruze'nin anlatımı çok hoşuma gittiği için İncir Kuşları'nı da hiç düşünmeden aldım. Ama objektif olmak gerekirse sarsıcı bir konusu olmasına rağmen anlatımını çok yalın buldum. Anlatımın bu kadar yalın olmasına rağmen de yazar Leyla'ya ve Sevdalinka'ya oranla daha bilgilendirici açıklamalarda bulunmuş. Sırf ansiklopedi niteliğindeki bu bilgiler için bile arşivde bulunması gereken kitaplardan biri İncir Kuşları... Bu konu hakkında okumak isteyenlere önce Sevdalinka'yı sonra da İncir Kuşlarını tavsiye ederim. Ayşe KULİN'in masalsı anlatımı, Sinan AKYÜZ'ün bilgilendirmeleri ile ikisini de okumanız gerek diyorum. Ben şimdiye kadar bu kadar çok Boşnak kadının tecavüze uğradığını bilmiyordum mesela ya da Sırpların önce kapı komşunuzken sonradan azılı bir düşmana dönüşebileceğini de bilmiyordum. Hoş bilsem ne faydası olurdu onu da bilmiyorum ya. Bildiğim bir şey varsa biz Balkan Türkleri olarak sanırım öksüz bir milletiz. Osmanlıdan sonra yalnızlığımıza terkedilip böyle soykırımlara mağruz kaldık, kimimiz yerini yurdunu terk etti, kimimiz de böyle acılarla yüzleşmek zorunda kaldı. Biz yerini yurdunu terk edenlerden olmuşuz, onların ise yurtlarını terk etmeye fırsatları bile olmamış. Kader mi denir yazgı mı bilinmez ama bundan sonra Allah hiç kimseye böyle acılar yaşatmasın. Çok zor, çok acı...
Yine de biz şanslı bir kuşaktanız, öyle ki tüm bunları okusak da yine dünyaya toz pembe bakabiliyoruz. Ama onlar hayatları boyunca hayata hep karanlık tarafından bakmak zorundalar...
Yine de biz şanslı bir kuşaktanız, öyle ki tüm bunları okusak da yine dünyaya toz pembe bakabiliyoruz. Ama onlar hayatları boyunca hayata hep karanlık tarafından bakmak zorundalar...
2 Mayıs 2012 Çarşamba
Çok Yönlü Blogger Ödülü:)
Sevgili Eren beni bu ödüle laik görmüş ve buradan ona teşekkürü bir borç bilirim. İnsan nası mutlu oluyormuş anlatamam :))
Ödülün ayrıntılarına gelecek olursak da;
1. Bu ödülü 11 arkadaşınıza gönderin.
Smilena
Aktüelmoda
Baykuş Gözüyle
All my pride is all ı have
Hayat İzlerim
Zoitsa
Ve isteyen herkes:)
2. Ödül aldıklarını bloglarına gidip haber vermeniz gerekiyor.
3. Kendimizle ilgili 7 gerçek paylaşıyoruz.
* İnatçıyım
* Kahve ve dondurmaya bayılırım.
* Özgürlüğüme fazlasıyla düşkünüm, hala nasıl evlendim şaşırıyorum:))
* Zorla yapılan işlerden nefret ederim, herşeyi kendi hür irademle yapmak isterim...
* Bir gün kendi işimi kurma hayallerim var:)
* Hayvanları çok severim ve onlardan hoşlanmayan insanların insanları da sevmediğine inanırım.
* Batıl inançlarım vardır:)
4. Size ödül veren kişiye teşekkür edin.
Erencim çok ama çok teşekkür ederim:)))
Ödülün ayrıntılarına gelecek olursak da;
1. Bu ödülü 11 arkadaşınıza gönderin.
Smilena
Aktüelmoda
Baykuş Gözüyle
All my pride is all ı have
Hayat İzlerim
Zoitsa
Ve isteyen herkes:)
2. Ödül aldıklarını bloglarına gidip haber vermeniz gerekiyor.
3. Kendimizle ilgili 7 gerçek paylaşıyoruz.
* İnatçıyım
* Kahve ve dondurmaya bayılırım.
* Özgürlüğüme fazlasıyla düşkünüm, hala nasıl evlendim şaşırıyorum:))
* Zorla yapılan işlerden nefret ederim, herşeyi kendi hür irademle yapmak isterim...
* Bir gün kendi işimi kurma hayallerim var:)
* Hayvanları çok severim ve onlardan hoşlanmayan insanların insanları da sevmediğine inanırım.
* Batıl inançlarım vardır:)
4. Size ödül veren kişiye teşekkür edin.
Erencim çok ama çok teşekkür ederim:)))
30 Nisan 2012 Pazartesi
Duyguların Rengi/ Kathryn STOCKETT
Ah ne güzel kitaptı bir bilseniz, tadına doyamadım okurken... 23 Nisan tatilinde bir solukta okudum. Hem çok eğlendim, hem de yer yer çok duygulandım. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen bence çok başarılı. Bu belki de cesur bir konu seçtiği için de olabilir. 60'lı yılların Amerikasın'da ırçılık, siyah ve bayaz ayrımı... Gerçi 60'lı yıllarda olmamıza gerek yok bu konu günümüzde de hala devam etmekte olduğuna inanıyorum. Gözlerimle gördüğüm için çok rahat söyleyebilirim. 2008 yazında ben Amerika Alabama'da bir otelin çocuk klübünde çalışmaktayım, kendim esmerceyim ama o yaz okyanusun dibinde olduğumdan daha da esmerleşmişim. Bir gün çocuklarla havuzun etrafında toplanmış boyama yapıyoruz, kenarda da karaca bir meksikalı (zenci bile değil) çimleri biçiyor. Yanımda duran kızın annesi geldi ve bu senin kocan mı diye sordu:) Rahatsız olmuş hanımefendi ve kocam olmadığını öğrenince birilerine daha sonra çimleri biçmesi için şikayet etmeye gitti. Koskoca yazda otele sadece ve sadece iki tane zenci aile geldi. Tabii o zaman ben bilmiyorum Amerika'nın en ırkçı bölgesine gittiğimi:)) Ama genel olarak Amerikalı'lar koyu tenli insanlara ikinci sınıf muamelesi yapıyorlar orası ayrı. Kitap bana iyisiyle kötüsüyle hem o yazı hatırlattı hem de 60'lı yıllara götürdü.
Kitap biter bitmez de haftasonum çok yoğun geçmesine rağmen oturdum geceyarısı da olsa filmini izledim. Belki uykusuz olduğumdan belki de kitaptan aldığım hazzı filmde bulamadığımdan filmini beğenmedim. Imdb'de 8 puan almış olmasına da şaşırdım, sanırım yanlış bir zamanlama seçtim filmi izlemek için:)))
Neyse uzun lafın kısası kitap süper, film bence fiyasko:))
Şarkı söylemek bir renk olsaydı o renk çikolatanın rengi olurdu. Syf/ 91
Neredeyse bir aylık mmaş kadar eden bu ayakkabıları annem almıştı. O zaman bunun ne kadar utanç verici olduğunu anladım ve utancın rengini fark ettim. Utancın rengi her zaman düşündüğüm gibi siyah değildi. Annenizin ödemek için bütün gece ütü yaptığı, yeni alınmış beyaz bir üniforma rengindeydi. Üzaerinde çamur ve benekler olmayan bir beyaz. Syf/ 198
Biz sadece iki insanız. Bizi ayıran çok fazla şey yok. Benim sandığım kadar farklı değiliz. Syf/ 537
''21.03.2012 tarihinde kitaplarım kargoyla geldiğinde bu kitabın üstüne şöyle yazmışım: Bu kitapların kargoyla gelmesini nasıl dört gözle bekledim anlatamam. Bugünkü duygumun adı heyecan ve heyecanın rengi de kesinlikle tozpembe olmalı... Tıpkı baharda tomurcuklanan çiçek gibi ve çiçeklenmeyi bekleyen tomurcuk gibi... ''
Kitap biter bitmez de haftasonum çok yoğun geçmesine rağmen oturdum geceyarısı da olsa filmini izledim. Belki uykusuz olduğumdan belki de kitaptan aldığım hazzı filmde bulamadığımdan filmini beğenmedim. Imdb'de 8 puan almış olmasına da şaşırdım, sanırım yanlış bir zamanlama seçtim filmi izlemek için:)))
Neyse uzun lafın kısası kitap süper, film bence fiyasko:))
Şarkı söylemek bir renk olsaydı o renk çikolatanın rengi olurdu. Syf/ 91
Neredeyse bir aylık mmaş kadar eden bu ayakkabıları annem almıştı. O zaman bunun ne kadar utanç verici olduğunu anladım ve utancın rengini fark ettim. Utancın rengi her zaman düşündüğüm gibi siyah değildi. Annenizin ödemek için bütün gece ütü yaptığı, yeni alınmış beyaz bir üniforma rengindeydi. Üzaerinde çamur ve benekler olmayan bir beyaz. Syf/ 198
Biz sadece iki insanız. Bizi ayıran çok fazla şey yok. Benim sandığım kadar farklı değiliz. Syf/ 537
''21.03.2012 tarihinde kitaplarım kargoyla geldiğinde bu kitabın üstüne şöyle yazmışım: Bu kitapların kargoyla gelmesini nasıl dört gözle bekledim anlatamam. Bugünkü duygumun adı heyecan ve heyecanın rengi de kesinlikle tozpembe olmalı... Tıpkı baharda tomurcuklanan çiçek gibi ve çiçeklenmeyi bekleyen tomurcuk gibi... ''
27 Nisan 2012 Cuma
TTNET Genç Yeteneklerin Yanında!
TTNET’in “Yeteneğe Destek, Yaratıcı Ekonomiye Destek Projesi”yle, gençlerimiz yeni kariyer firsatlarını keşfediyor.
Bilişim sektörüyle tanışan gençler, aldıkları eğitimlerle iş hayatına hazırlanıyor. TTNET, Türk ekonomisine destek oluyor. Siz de bu ücretsiz eğitimler hakkında bilgi almak için hemen tıklayın.
Bir bumads advertorial içeriğidir.
25 Nisan 2012 Çarşamba
Ödüllü Geç Kalınmış Mim:)
Ben biraz geç kaldım cevaplamak için ama Erencim umarım kusuruma bakmaz. Malum 23 Nisan'da biraz daha rahat tatil yapabileyim diye tatil öncesi iş bırakmamaya çalıştım. Önce iş yoğunluğu, sonra tatil derken anca fırsat bulabildim.
1) Mesleğin seni mutlu ediyor mu?
İnsanın mutlu olduğu bir işi yapması önemli, mutlu olduğum ve severek yaptığım bir işte çalışmıyorum ne yazıkki ama yine de mutlu olmak için sebeplerim var:) Bir sürü üniversite mezunu işsizken biş işim var, maaşımı zamanında alıyorum, sigortam tamdan ödeniyor gerektiğinde rahatlıkla izin alabiliyorum, cumartesi pazar çalışmıyorum eh bundan iyisi şam'da kayısı:)
2) Dilediğin meslek miydi?
Dilediğim bir meslek değildi. Anaokulu öğretmeni olmak isterdim ama gittim mühendis oldum. Keşke zamanı geriye döndürebilsek ama olanla ölüme çağre yok ne yazıkki:(
3) Yalnız mı ilişkide yaşamayı mı tercih ediyorsun?
Yalnızlığı severim ama etrafımda insanlar da olsun isterim:) Ama beni bunaltan insanlar olunca yine kendi kabuğuma çekilmek isterim. Karışık bir durum işte:))
4) Tatsız durumlardan kaçınmak için yalan söyler misin, dürüst ol?
Çok olmasada arada pembe yalanlara başvurduğum oldu ama allah bana öyle bir yüz vermiş ki harita gibi herşey okunur yüzümden.
5) Yabancı bir dil konuşuyor musun?
İngilizce ve kendi derdimi anlatacak kadar Bulgarca.
6) Rüyandaki evde oturuyor musun? Taşınmak veye yurt dışına gitmek istiyor musun?
Rüyamdaki evde oturduğumu söyleyemem ama evimi severim. Daha büyük ve bahçeli bir evim olsun isterdim:)
7) Mobilya değiştirmeyi sever misin?
İmkanım el verdiğince değişiklik yapmayı severim.
8) Çevreye, hayvan korumaya hiç katkın var mı?
Evet, gördüğüm her hayvanı beslemeye çalışırım, çöplerimde geri dönüşüm uygularım. Öyleki apartmanın önü kediden fabrikanın önü sokak köpeklerinden geçilmez oldu:) Yakında birilerinden dayak yemezsem iyidir:))
9) Televizyon ve filmleri sever misin?
Televizyon sevmiyorum ve izlemiyorum, iletişimi öldürdüğüne inanırım. Ama film izlemeye bayılırım:)
10) Bırakmak istemediğin kötü huyların var mı?
Bazen çok suratsız olabiliyorum.
11) Loto veya benzeri şans oyunu oynar mısın?
Hayır, pek sanslı olduğuma inanmıyorum ama her yılbaşında piyango bileti alırım:))
1) Mesleğin seni mutlu ediyor mu?
İnsanın mutlu olduğu bir işi yapması önemli, mutlu olduğum ve severek yaptığım bir işte çalışmıyorum ne yazıkki ama yine de mutlu olmak için sebeplerim var:) Bir sürü üniversite mezunu işsizken biş işim var, maaşımı zamanında alıyorum, sigortam tamdan ödeniyor gerektiğinde rahatlıkla izin alabiliyorum, cumartesi pazar çalışmıyorum eh bundan iyisi şam'da kayısı:)
2) Dilediğin meslek miydi?
Dilediğim bir meslek değildi. Anaokulu öğretmeni olmak isterdim ama gittim mühendis oldum. Keşke zamanı geriye döndürebilsek ama olanla ölüme çağre yok ne yazıkki:(
3) Yalnız mı ilişkide yaşamayı mı tercih ediyorsun?
Yalnızlığı severim ama etrafımda insanlar da olsun isterim:) Ama beni bunaltan insanlar olunca yine kendi kabuğuma çekilmek isterim. Karışık bir durum işte:))
4) Tatsız durumlardan kaçınmak için yalan söyler misin, dürüst ol?
Çok olmasada arada pembe yalanlara başvurduğum oldu ama allah bana öyle bir yüz vermiş ki harita gibi herşey okunur yüzümden.
5) Yabancı bir dil konuşuyor musun?
İngilizce ve kendi derdimi anlatacak kadar Bulgarca.
6) Rüyandaki evde oturuyor musun? Taşınmak veye yurt dışına gitmek istiyor musun?
Rüyamdaki evde oturduğumu söyleyemem ama evimi severim. Daha büyük ve bahçeli bir evim olsun isterdim:)
7) Mobilya değiştirmeyi sever misin?
İmkanım el verdiğince değişiklik yapmayı severim.
8) Çevreye, hayvan korumaya hiç katkın var mı?
Evet, gördüğüm her hayvanı beslemeye çalışırım, çöplerimde geri dönüşüm uygularım. Öyleki apartmanın önü kediden fabrikanın önü sokak köpeklerinden geçilmez oldu:) Yakında birilerinden dayak yemezsem iyidir:))
9) Televizyon ve filmleri sever misin?
Televizyon sevmiyorum ve izlemiyorum, iletişimi öldürdüğüne inanırım. Ama film izlemeye bayılırım:)
10) Bırakmak istemediğin kötü huyların var mı?
Bazen çok suratsız olabiliyorum.
11) Loto veya benzeri şans oyunu oynar mısın?
Hayır, pek sanslı olduğuma inanmıyorum ama her yılbaşında piyango bileti alırım:))
20 Nisan 2012 Cuma
Bu Filmin Kötü Adamı Benim/ Murat GÜLSOY
Ben bu kitabı çok karmaşık buldum; bir sürü beğenen okurun aksine ben okurken çok sıkıldım. Sanki yazar kitap yazmak için konu bulamamışta roman içinde roman yapayım demiş. Bir yandan gerçek Önder'i dinlerken, diğer yandan kendi romanının içinde başka bir Önder'i dinledim. Dinlerken de acaba konu nereye varacak dedim ama hiçbir yere bağlayamadım. Sonuç yok yani. Ha kimi zaman kendimden bişeyler bulmadım mı buldum ama gereksiz ayrıntılarla beni çok boğdu. Ya da belki bu kitabı okumak için doğru zaman değildi benim için... Bilemiyorum belki de Yeşil Peri Gecesi'nden önce okusaydım böyle düşünmeyebilirdim:)
'' Acı insanın bir anda kendisinin ne mal olduğunu fark etmesidir. Her zaman zihninin derinliklerinde duran gerçekle yüz yüze gelmesidir. Düşmanlarının söylediklerinin aslında ne kadar doğru olduğunu anlamasıdır. Düzeltilmesi olanaksız hatalar yaptıktan sonra duyduğu pişmanlıktır. Kötülüğün insanı yalnızlaştırdığını idrak etmesidir. Zayıflıklarının onu ele geçirip çiğ çiğ yemesidir.'' Syf/ 168
Ne kadar doğru bir söz değil mi?
'' Acı insanın bir anda kendisinin ne mal olduğunu fark etmesidir. Her zaman zihninin derinliklerinde duran gerçekle yüz yüze gelmesidir. Düşmanlarının söylediklerinin aslında ne kadar doğru olduğunu anlamasıdır. Düzeltilmesi olanaksız hatalar yaptıktan sonra duyduğu pişmanlıktır. Kötülüğün insanı yalnızlaştırdığını idrak etmesidir. Zayıflıklarının onu ele geçirip çiğ çiğ yemesidir.'' Syf/ 168
Ne kadar doğru bir söz değil mi?
13 Nisan 2012 Cuma
Mim:)
Öncelikle bloğunu severek takip ettiğim sevgili Eren'e çok teşekkür ederim, yine beni unutmayıp böyle keyifli bir Mim'e davet ettiği için.
Gelelim sorulara;
1.Yemek olsam ne yemeği olurdum?
Zeytinyağlı yaprak sarması olurdum, o kadar çok seviyorum ki şimdi bile ağzım sulandı:)
Kendim saramıyorum ne yazıkki pek zamanım olmuyor mutfakla ilgilenmeye ama kayınvalidem süper yapıyor daha onun gibi yapan görmedim.
Küçük arabaları çok severim, hepte böyle bir arabam olsun istedim. Kırmızı bir Vosvos ve üstü açılan, ufacık tefecik ama içi dolu turşucuk ve yıllar geçse bile hala adından söz ettiren bu arabadan olmak isterdim:)
5.Ayakkabı olsam hangisi olurdum?
Gelelim sorulara;
1.Yemek olsam ne yemeği olurdum?
Zeytinyağlı yaprak sarması olurdum, o kadar çok seviyorum ki şimdi bile ağzım sulandı:)
Kendim saramıyorum ne yazıkki pek zamanım olmuyor mutfakla ilgilenmeye ama kayınvalidem süper yapıyor daha onun gibi yapan görmedim.
2. Müzik aleti olsam ne olurdum?
Valla müzikle pek aram yok ama Çello'nun görüntüsü çok hoşuma gidiyor. Asil ve bir o kadar da muzur bir kadını andıran bir duruşu var. Her kılığa girebildiğini düşündüğüm için Çello olmak isterdim:)
3. Araba olsam hangisi olurdum?
4.Aylardan hangisi olurdum?
Temmuz olurdum, yazın en kıymetli ayı ve kendimi en çok mutlu hissetiğim zaman. Ayrıca doya doya denize girmek ve yaz meyvelerini patlayıncaya kadar yemek gibisi var mı...
Güzel bir soru tam bir ayakkabı manyağı olduğum için bu soruda çok kararsız kaldım işte:) Ama böyle bir soru sorulmaz ki bi bayana:)
Ama illa olacaksam da bana böyle bir ayakkabı olmak isterdim...
6.Kıyafet olsam hangisi olurdum?
The Little Black Dress tabii ki:) Kurtarıcıdır, seksidir, masumdur, asildir başka söze gerek var mı?
The Little Black Dress tabii ki:) Kurtarıcıdır, seksidir, masumdur, asildir başka söze gerek var mı?
7.Renk olsam hangisi olurdum?
Renkleri severim, o yüzden tüm renkleri bulabileceğim gökkuşağı renkleri olmak isterdim..
8.Hayvan olsam hangisi olurdum?
Kedi tabii ki:) Tembel, uykucu ve miskin bir kedi:)
9. Şu anda okuduğum kitabın 137. sayfasında ne var?
Şu anda Murat Gülsoy'un '' Bu Filmin Kötü Adamı Benim'i okuyorum ama henüz 137. sayfasına gelmedim:)
3.Resim:http://articles.portlandupside.com/2009_10_01_archive.html
4.Resim:http://www.alanyanet.com/galeri/yaz-tatili.html
5.Resim:http://www.modelleri.name/2011-2012-elisse-platformlu-nisan-ayakkabi-modelleri/
6.Resim:http://mmmmatilde.blogspot.com/2011/01/16012011.html
7.Resim:http://www.cicicee.com/cocuk-sayfa.aspx?menuId=35&sayfaId=24
8.Resim:http://nadhrahssite.webs.com/
9 Nisan 2012 Pazartesi
Yeşil Peri Gecesi/ Ayfer TUNÇ
Bu kitabı nasıl anlatacağım bilmiyorum, öyle derin ve öyle acı ki. Kapak Kızı'nda başkaları konuştu Şebnem sustu, Yeşil Peri Gecesi'nde Şebnem konuşuyor başkaları susuyor. En iyisi susup dinlemek...
''Sevilmek istemiştim. Ömrüm sevilmek isteyerek geçmişti. Sevilmek için güzelliğimden başka verebileceğim hiçbir şeyim yoktu. Ama güzelliğimi herkes istemiyordu. İsteyenler de çabuk bıkıyorlardı. Osman yıllardır beni çok sevdiğini söylüyordu. Buna bazen inanıyordum, bazen inanmıyordum. Beni bazen gerçekten seviyor, bazen sevmiyordu. Ben de onu bazen seviyor, bazen sevmiyordum.
Sevginin kesintisiz bir şey olduğuna inanmıyordum.
Sevgi doğuyordu. Sonra birgün ölüyordu.
Ölünce hiç doğmamış gibi oluyordu.'' Syf/ 18
'' Hayatta ben en çok babamı sevdim. Ben Ali'de babamı aradım. Babamda eski babamı aradım. Bu zimcir böyle giderken Osman bende annesini aradı. Ben kendimi annesiz hissettiğim için anne olmaya korktum. Benden iyi bir anne çıkmamasından, kendi parçamdan yaratacağım varlığın, sefillikte beni geçmesinden korktum. Doğurmadım. Ama Osman'ın annesi oldum. Osman'ın annesi olduğum anlar bir sonraki güne uyanmama yaradı.'' Syf 286
'' İki şey hissettim. İki şeyi çok derinden hissettim.
Bir, ben orospu değilmişim meğer, bunca yıl kendime haksızlık etmişim.
Ben hayatım boyunca beni çağırana gittimse, çağıranlarda bir aşk vaadi beni çektiği için gittim, istediğim için. Oysa orospuluk çok zormuş.
İki, insanın kaybedecek ya çok fazla şeyi olmalı ya da hiçbir şeyi olmamalıymış. benim ki gibi kaybedecek az şeye sahip olmak en kötüsüymüş.'' Syf/ 304
3 Nisan 2012 Salı
Masamın Üstündekiler:)
Aslında pazar günümü yazmak istemiştim ama ne yazıkki çektiğim fotoğraflar elime geçmeden buraya yazmak kısmet olmayacak:( (Kardeşim sağolsun)
Blogları okurken sevgili Okuyan Kedi'nin masamın üstündekiler yazısı çok hoşuma gitti. Ne yazıkki evimde bir çalışma masam yok evlenip barklanınca böyle oluyormuş demekki:) Şimdilik evim ufak ama birgün benimde bir çalışma odam olacak:)
Sırayla başlayalım o zaman:)
Kocaman dosya olmadan olmaz değil mi:)
Kıştan kalma çantam (içini hiç sormayın..)
Atkım
Baş ağrıtan, saçlarımı yolan iş kulaklığım
Dahili telefonum
Kağıtlar
Peçete
Notluk (üzerinde bir sürü ıvır zıvır ile)
Bilgisayarım ve arkasında bir dünya eşantiyon takvim (Gün saymakla ilgili bir problemim var nedense)
Bilgisayarın önünde başka klasör ( bilgisayarı neden fotoğraflamadım bilmiyorum)
Kalemlik (içi kalemden çok tornavida dolu)
Zımba, delgeç, post-it, silgi vb. ıvırzıvırlar
İki adet el kremi
Ruj
Ayna (Arada kendimizi bayan gibi hissetmek lazım ama di mi:))
Kitabım
Hesap makinesi
İçi boş sürahi
Kağıt bardak
Plastik numune ve içinde gözlüğüm ve dakstil ( niye ikisi bir arada bilmiyorum:))
Kronometre
Giriş kartım
Telefonum (Hala bir iphone'um yok:( )
Ataç
Blogları okurken sevgili Okuyan Kedi'nin masamın üstündekiler yazısı çok hoşuma gitti. Ne yazıkki evimde bir çalışma masam yok evlenip barklanınca böyle oluyormuş demekki:) Şimdilik evim ufak ama birgün benimde bir çalışma odam olacak:)
Sırayla başlayalım o zaman:)
Kocaman dosya olmadan olmaz değil mi:)
Kıştan kalma çantam (içini hiç sormayın..)
Atkım
Baş ağrıtan, saçlarımı yolan iş kulaklığım
Dahili telefonum
Kağıtlar
Peçete
Notluk (üzerinde bir sürü ıvır zıvır ile)
Bilgisayarım ve arkasında bir dünya eşantiyon takvim (Gün saymakla ilgili bir problemim var nedense)
Bilgisayarın önünde başka klasör ( bilgisayarı neden fotoğraflamadım bilmiyorum)
Kalemlik (içi kalemden çok tornavida dolu)
Zımba, delgeç, post-it, silgi vb. ıvırzıvırlar
İki adet el kremi
Ruj
Ayna (Arada kendimizi bayan gibi hissetmek lazım ama di mi:))
Kitabım
Hesap makinesi
İçi boş sürahi
Kağıt bardak
Plastik numune ve içinde gözlüğüm ve dakstil ( niye ikisi bir arada bilmiyorum:))
Kronometre
Giriş kartım
Telefonum (Hala bir iphone'um yok:( )
Ataç
Bende durumlar böyle işte peki sizin masanızın üstünde neler var?
30 Mart 2012 Cuma
1'st Year Anniversary
Aslında birkaç gün önce kutlamam gerekirdi ama unuttum...
Herhalde ne zaman açtığını unutan bir ben varım:)
İşte şu günlerde blog açalı bir yılı doldurdum diyelim o zaman.
İyiki adım atmışım, iyi ki burdayım...
Yazmak eskiden güzeldi ama şimdi daha da güzel oldu.
P.S: Biri de sevabına şu güzelim cupcaketen gönderse ne güzel olurdu ama:)))
27 Mart 2012 Salı
Kapak Kızı/ Ayfer TUNÇ
En baştaki heyecanı sonunda da bulabilseydim çok daha muhteşem olabilirdi...
Altı çizili cümleler;
Hiçbir şey saf haliyle, rafine haliyle kalmıyordu. Berrak sulara mürekkep damlar gibi bulanıyor, dumanlanıyordu. Syf/ 40
Hayat insanı değiştiriyordu, kimse olduğu gibi kalmıyor, değişiyor, eski arkadaş yeni yola uymuyordu. Syf/ 50
Bu hayatı sürdüremeyecek kadar farklı, hayatını yeni baştan kuramayacak kadar zayıf olduğunu anladığından beri mutsuzdu. Syf/ 136
Gün geliyor, insan yaşamak oyununun hiç de kolay olmadığını anlıyor, bir zamanlar mükemmel sandığı işleyişte inanılmaz yanlışlar buluyordu. Syf/ 174
Hayatını değiştirmeyi düşünmeyen, giderek daha az şeye razı olan, hiçbir şeye itiraz etmeyen biri... İşten eve, evden işe yani. Bir gün kendime niye yaşadım ki bunca yılı diye sormaktan korkuyorum. Syf/ 196
Bu soruyu kendime sormaktan sanırım bende korkuyorum:(
23 Mart 2012 Cuma
Bahar mı geldi ne?
Bazen köyde çalışmak böyle fotoğraflar yakalamanıza sebep olabliyor:) En çok bahar ve yaz aylarında seviyorum işimi, en azından sıkıldığınızda dışarı çıkıp hala nefes alabildiğinizin farkına varabiliyorsunuz. İki gündür öğlenleri kendimi dışarı atıyorum kah fotoğraf çekip kah çardakta henüz kimsecikler yokken kitap okuyabiliyorum. İnanın içeri girdiğimde sarhoş gibi oluyorum. Bahar sarhoşu olmak demekki böyle birşeymiş:) Özlemişim baharı besbelli..
Şimdi kendimi düşünüyorum nasıl seviyorum hayvanları, yeşili, çiçekleri.. Annem anlatır küçükken de böyleymişim ben, kreşe gidene kadar ellemediğim hayvan, girmediğim kümes kalmazmış. Havalar düzeldiya artık etraftan çocuk sesleri de gelmeye başladı buralarda. Ama bunlara çocuk demeye bin şahit ister. Bizim fabrikanın köpeği Çomat baba oldu, 10 tane de yavrusu var görseniz ne tatlılar etrafta pıtır pıtır geziniyorlar. Ben ellemeye kıyamıyorum ama küçücük çocuklar o küçücük yavruyu nasıl tekmeliyor. Bikaç gündür çocuklar beni çok şaşırtıyor. Biz de çocuk olduk hatta öyleki bir türlü büyüyemeyen türden. Ama bu bacak kadar çocuklardaki vahşiliği anlayamıyorum. Üzülüyorum aslında nasıl bir anne babaları var diye. Bilmiyorum izleyeniniz var mı bir ara face'te çok meşur bir reklam videosu vardı, siz ne yaparsanız çocuğunuz da aynısını yapar diye mesaj içerikli bir videoydu. Adam tükürüyo, çocuk da tükürüyo, adam sigara içiyo çocuk da sigara içiyo gibi, eski arşivlerden bulabilirsem eklerim. Bu da aynen öyle çocuk ailede ne görürse onu yapıyor işte. Nasıl evlatlar yetiştiriyoruz aklım almıyor, madem yetiştiremeyeceksin ne diye dünyaya köpek yavrusu gibi bir sürü çocuk getiriyorsun anlamıyorum. Anlamayacağım da...
Bu fotoğrafı nasıl yakaladım bilmiyorum oysa benim amacım aradaki küçük yavruyu çekmekti:) Bu fotoğrafa bakınca kocamla beni görebilirsiniz:)
Siz söyleyin şu güzelliklere kıyılır mı ya... En kısa zamanda Çomatı ve Çomat'ın yavrularını da fotoğraflayacağım Çomat biraz ürkütücü bir görüntüye sahip olsa da kimseye zarar vermez. Yavruları ise bildiğiniz gibi her yavru gibi çok sevimliler:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














