Gezme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2012 Çarşamba

Organik Haftasonu!


Aslında bu hafta tüm bloggerların katıldığı Bebek Şenliğine katılıp takip ettiğim bloggerlarla tanışmaktı niyetim. Ama uzun zamandır eşim yazlık diye tutturduğu için boynumuz kıldan incedir diyerek tıpış tıpış peşine takıldım. Ama her hafta sonu bir dünya para vererek kahvaltı edecek yer ararken bu hafta salaklığımıza yanarak böyle organik kahvaltı ettik... Temiz havayı, kalabalık aile sofralarını özlemişim... 


Bahçeden taze sebzeler topladık... Henüz hepsi olmasa da bahçenin güzelliği bile yeterdi...


Böyle dalından toplayıp taze meyveler yemeği de ihmal etmedik:))
Anlaşıldığı üzere her pazartesi başladığım diyet haftasonu yerle bir olmuş:))

Haftasonu böyle güzel geçmesine rağmen de Pazartesi haftaya berbat başladım:((
Dilin kemiği yok derler, bu dilim başıma öyle bir dert açtı ki herhalde kırk yıl geçse kendimi affetmeyeceğim.

Ve kendime NOT:

* Öyle ulu orta herşey heryerde konuşulmaz. Dilini tutmayı öğren Tully!!!
* İnsanlar çok kötü kalpliymiş ve çıkarları uğruna, kariyer uğruna herşey yapılabilirmiş. Çok zor biliyorum ama kendinden ve yakın çevrenden başka kimseye güvenmemeyi öğrenmelisin.
* Artık 27 yaşında koskoca kadın oldun dünyaya pembe gözlüklerle bakmaktan vazgeç.

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Tatilden Görüntüler-Part1

Bazen hayatın yoğunluğundan kaçıp kurtulmak isteriz.  Kendimizle başbaşa olmak sadece yemyeşil doğanın ve kuş seslerinin bize eşlik ettiği bir yere gitmek bize en iyi gelen şeyler arasındadır...23 Nisan da kısacık bir fırsat yakalıdım bunu yapabilmek için... Hem eşimin doğum gününü de başbaşa kutlama fırsatı bulmuşken bu fırsat kaçmazdı:))   Ama geldikten sonra yoğunluktan fotoğraflara bile bakamadım:( İş yerinden kimi düğün izninde kiminin de annesinin ameliyatı dolayısı ile işlerle bir başıma kala kaldım.

Henüz tüm fotoğrafları toparlayamadım ama nedense bir kaç fotoğraf koymak istedim, üşengençlikten devamı da gelmeyebilir:))


Bende bu yol hiç bitmesin isteği uyandırıyor nedense... Sonsuza kadar gidebilirim:))


 
Bazı postlarımda bahsetmişimdir Bulgaristan göçmeni olduğumu  ama üniversiteyi orada okuduğumdan bahsettim mi bilmiyorum. Oradayken bir an önce yerime yurduma dönme isteği içerisindeydim ama şimdi zaman zaman orasının sakinliğini çok özlüyorum. Velingrad Bulgarıstan'nın kaplıcaları ile ünlü ufak bir kasabası ama şimdilerde başkent Sofia sosyetesinin en uğrak SPA merkezlerinden biri oldu. Kaldı ki ben sosyete diyorum ama orada ödeyeceğiniz fiyat iki kişi için burada ödeyeceğiniz kişi başı bir gecelik fiyatın yarısı...


''Maxi'' Velingrad'ın en iyi SPA otellerinden birisidir.  


Odamızın balkonundan görünen mazara... Kimine göre gencecik yaşta buraya mı gidilir diye bir düşünce var ama ben oradan döndükten sonra kuş gibi hissediyorum kendimi.


9 Eylül 2011 Cuma

Yarınki Plan

Ne Öyle Ne Böyle Blog sahibesi sevgili Ceren'in verdiği habere göre 5. Beyoğlu Sahaf  Festivali 6 Eylülden itibaren kapılarını açmış. Tabii benimde yarınki plan belli oladu böylelikle:) Bir sürü kitap arasında ufak bir yolculuğa çıkmak sanırım çok keyifli olacak..Gitmek isteyenlere duyurulur Festival 6 Eylül'den 18 Eylül'e kadar devam edecekmiş..Bu haber beni çok sevdindirdiği gibi sanırım bütün kitapseverleri sevindirecek gibi.. Listemde alınması gereken bir sürü kitap olması nedeniyle umarım bütçemi zedelemeden en ufak hasarla atlatırım bu gezintiyi:) Kitapları görünce nedense kendimi kaybetme durumları yaşarım her seferinde de...


Daha sonra ise uzun zamandır gidilmeyen İstiklal Caddesine yürümek ve sıcak bir kahve içmek bünyeme çok iyi geleceğe benziyor..

Hepinize şimdiden güzel bir haftasonu geçirmenizi dilerim...
Mutlu haftasonları:)

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Maşukiye'de Bir Köy Evi..

Günlerden sonra ilk kez canlandığımı hissetim:) Havaların düzelmesi bu kadar mı etkisini gösterir anlamadım gitti ama sebep ne olursa olsun yüzümü güldürdü. Bazen şehrin stresinden gürültüsünden uzaklaşmak iyi geliyor insana. Öncesinde Bursa'daki düğün davetini ilk duyduğumda oflayıp puflamıştım zaten bi haftasonumuz var diye.. Ama bazen uzak diyarlardan düğün, nişan vs. davetleri almak da iyi oluyormuş..Ailecek gezmeyi sevdiğimizden Bursa'ya feribotla gitmek yerine gezerek gitmeyi tercih ettik. İlk durağımız da Maşukiye'de güne güzel bir kahvaltıyla başlamak oldu..Ne güzel de oldu:))



Şu çocukların neşesi ve mutlulukları beni benden aldı diyebilirim..Gözleri bile ışıldıyordu..Keşke hepimiz dünyaya onların baktığı pencereden bakabilsek..


Yeşilliklerin içinde ne güzel bir hoşgeldin daveti..




Şu hamakta gün boyu yatmak için neler vermezdim..



Kedi delisi ben bu minnoşu çekemeden duramadı..Koca evde hayvan sevmediği için anca böyle fotoğraflarla, sokakta, kırda vs. yetinmek zorunda kalan bu kulunuza acıyınız:((


29 Mart 2011 Salı

Doludolu bir haftasonu..

İnsan hayatını dolu dolu yaşayınca zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyor. Hele ben ne zaman haftasonuydu ne zaman Salı oldu hala anlayamadım..
Bu haftasonu iş yerinden birkaç arkadaşın doğumgünlerinin yakın günlere denk gelmesiyle topluca bir yerlere gidelim dedik.Tercihimiz eski adıyla Fransız sokağı yeni adıyla Cezayir sokağındaki Beco'sdan yana oldu..
Ve biz gerçekten çok çok  memnun kaldık..Sürekli tazelenen mezeler ve canlı müzik gerçekten doyurucuydu..Artık ortamın samimiyetinden mi yoksa boşalan kadehlerin etkisinden mi bilinmez herkes tam anlamıyla kurtlarını döktü:)) İşte geceden bazı fotoğraflar..


Göz doyuran mezelerle masamız..


Eğlencenin dibine vurmuş olan arkadaşlarım...



Tabii böyle bir geceden sonra güneşli bir pazar sabahı diyemiycem çünkü kalktığımızda öğlen olmuştu..Güneşli bir günü görünce evde dururmuyuz tabii ki hayır:))Yolumuz  Balat'ta Haliç Sosyal Tesislerine düştü..Güzel manzarasına ve evimize yakın olduğundan burayı çok sık tercih ediyoruz. Fakat her zaman çok kalabalık ve eğer oturacak yer yoksa çok bekletiliyorsunuz, rezervasyon da kesinlikle yapmıyorlar:((



Doyurucu bir kahvaltı anca kendimize getirirdi bizi zaten:))


Deniz kenarında güzel bir yürüyüş..


Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Camii..İnsan böyle güzellikleri görürde hiç mutlu olmaz mı? İnsan kendini nasıl da şanslı hissediyor, İstanbul'un büyüsüne kendimizi kaptırmamak elde değil...

Ama bu da kesmedi bizi:)) Kendimizi arkadaşlarımızın yanında okey oynarken bulduk:) Ve bize bu sıcak günde bizi serinleten bu milkshakeler eşlik etti..



Çok iştah açıcı görünüyorlar değil mi :))








Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...