Ben bu kitabı çok karmaşık buldum; bir sürü beğenen okurun aksine ben okurken çok sıkıldım. Sanki yazar kitap yazmak için konu bulamamışta roman içinde roman yapayım demiş. Bir yandan gerçek Önder'i dinlerken, diğer yandan kendi romanının içinde başka bir Önder'i dinledim. Dinlerken de acaba konu nereye varacak dedim ama hiçbir yere bağlayamadım. Sonuç yok yani. Ha kimi zaman kendimden bişeyler bulmadım mı buldum ama gereksiz ayrıntılarla beni çok boğdu. Ya da belki bu kitabı okumak için doğru zaman değildi benim için... Bilemiyorum belki de Yeşil Peri Gecesi'nden önce okusaydım böyle düşünmeyebilirdim:)
'' Acı insanın bir anda kendisinin ne mal olduğunu fark etmesidir. Her zaman zihninin derinliklerinde duran gerçekle yüz yüze gelmesidir. Düşmanlarının söylediklerinin aslında ne kadar doğru olduğunu anlamasıdır. Düzeltilmesi olanaksız hatalar yaptıktan sonra duyduğu pişmanlıktır. Kötülüğün insanı yalnızlaştırdığını idrak etmesidir. Zayıflıklarının onu ele geçirip çiğ çiğ yemesidir.'' Syf/ 168
Ne kadar doğru bir söz değil mi?
