Hayat böyledir; güç anların gizli bir işlevinin olduğu, bizi büyüttüğü o anda ender olarak fark edilir. Melekler büyücü kılığına girer ve çirkin ambalajlara özenle sarılmış harikulade hediyeler getirirler bize...
Hiç bilmem ki bir kişisel gelişim kitabını sonuna kadar okuyayım. Genelde hep saçmalama olarak gördüğüm bu kitapları her seferinde merakla alır ve her seferinde sonuna kadar getiremeden yarım bırakırım. Ama bu kitabı farklı bir yere koydum. Ne roman diyebilirim ne de kişisel gelişim kitabı... İkisi bir arada olduğu için de hiç sıkılmadan ve eğlenerek okudum. Bir adamın tam intihar edecekken gizli bir adam sayesinde yeniden hayata döndürülme hikayesi... Bir sonraki sayfa ne olacak diye heyecanlanarak, merakla ve ilgiyle okudum...
Yine de herşeyin insanın kafasında bittiğini düşünüyorum. Bir insan isterse yapamayacağı şey yoktur yeter ki pes etmesin. Sanmayın ki böyle yazıyorum diye çok hırslıyım ve istediğim herşeyi elde ediyorum. Ben ne yazıkki çabuk pes edenlerdenim. Bu kitabı okudum da hayatım değişti diyemem ya da ana karakterimiz Alan gibi bana talimatlar verilerek hırslanamam. Herşeyi hür irademe ve o şeyi gerçekten yapmak istiyorsam yaparım. Bu konuda biraz dik kafalılığım var ne yazıkki... Ama hayat öyle şeylerle karşılaştırıyor ki insanı ister istemez törpüleniyorsunuz. O yüzden kıyısından köşesinden biraz değiştirebilmeli insan kendini. Biraz kitaplardan, biraz insanlardan, biraz gezdiğimiz gördüğümüz yerlerden birşeyler katabilmeliyiz kendimize. Çiçeğe bile güzelleşsin diye gübre ekliyoruz, vitamin ekliyoruz, her hafta suluyoruz... Bizim de çok farkmız yok aslında; kendimize baktıkça güzelleşiriz, bakmazsak geride kalır solar gideriz...