Her seferinde bir daha Demet Altınyleklioğlu'nu okumayacağım diyorum ama elim yine ona gidiyor. Bu kitabı annemde görünce de dayanamadım ve bir kez daha şans vereyim dedim. Ama konusu o kadar bilindikti ki beni kendine çeken hiçbir şey olmamakla birlikte sonunu bildigim bu kurguyu bile bile okudum. Arada nostalji de yapmak lazım diyerek, kendimi Türk Sineması izliyormuşcasına olayların gidişatına bıraktım. Kitap tamamen hayali kurgulardan oluşsa da bana nedense Cahide Sonku'yu okuyormuşum izlenimi verdi. Başka kimin ayakkabısından şarap içildi ki? İşte yazardan soğumamı sağlayan en büyük sebepte bu oluyor. Çok satanlar listesinde olmak için aşk romanı tadında biyografi yazmak... Ama hayali kurgulardan oluşan biyografiler? Malesef araştırmak isteseniz de aklınızda hep soru işaretleri bırakan kurguları yazan bir yazar oldu benim için Demet Altınyeleklioğlu.
Bu kitapta altını çizdiğim cümleler olmadı. Ama anlatmak istediğimi daha iyi özetlemek adına yazarın notunu eklemek istedim.
Yazarın notu;
Hayatı omuzlayıp giderken, sadece kendi öykümüzü yaşadığımızı zannederiz. Her şeye bizim hayallerimiz, umutlarımız, acılarımız, sevinçlerimiz, mutluluklarımız diye bakarız. Başımıza gelen her şeyin bize, sadece bize özgü olduğunu düşünürüz. Hayatın tekrarlardan ibaret ve insanların bir örnek olduğu aklımıza gelmez. Oysa geçmişte, şu anda ve gelecekte aynı kaderi, acıları, sevinçleri yaşayan, aynı umutları ve düşkırıklıklarını paylaşan pek çok insan vardır. Tarihin ve insan kaderinin tekerürrü bağlamında Lamia Meral, romanın diğer kahramanları ve anlatılanlar tamamen kurgudur. Gerçek yaşamda benzer figürler ve yaşanmışlıklar varsa, bu tamamen tekrarlar zincirinin önümüze serdiği tesadüflerden ibarettir.
