9 Aralık 2011 Cuma

Dedemin İnsanları!!!


Şimdi öncelikle bu film hakkında ne Çağan Irmak hakkında ne de Çetin Tekindor hakkında konuşmak istiyorum. Çoğu kişi ne yönetmeni ne de filmi beğenmiş. Ben filmi özellikle çok beğendim. Çünkü bu filmde anlatılanları benim ailem de yaşadı. Tek fark 1923 yılında değil de 1989'da olması. Evet bende bir göçmen çocuğuyum 1989'da sınırdışı edildiğimizde ben sadece üç yaşındaydım. Çok fazla hatırlamamakla birlikte nedense bütün acıtan şeyleri hatırlıyorum. Sınır dışı edildiğimizde annem öğretmen olduğundan dolayı yaz için çocuk kampındaydık. Teyzemler geldi ve bizi apar topar kamptan aldılar, annemin yol boyunca ağladığını hatırlıyorum. Sonra yeni aldıkları evde bir gün dahi oturamadan apar topar Bulgaristan'dan çıkarıldık. Günlerce Edirne (Kapıkule) sınırında bekledik. Nihayet geldiğimizde bir sürü akraba ile ufacık bir evde aylarca yaşadık.  Bir çikolata için ağladığımı bilirim... Annemin ve babamın bana alamadığı çikolata için ağladığını bilirim. Şimdi derler göçmenler çok çalışkandır diye, derler tabii çünkü bizim göçmenlerin hepsi yokluk gördü, hepsi belli başlı acılardan geçti. Aynı şey bizim için de geçerli Bulgaristan'da Türk olmak ve Türkiye'de Bulgar olmak. Hala bile bu düşünce değişmedi.. Bulgaristan göçmeniyim demek yeterli değil; onların gözünde Bulgarsın işte. Oysa sınırdışı edilmemizin tek sebebi dedemin bir Bulgar vatandaşına ona pis Türk dediği için küfür etmesiydi. İnsanlar önce birine Bulgar, Rum, Yunan, Gavur demeden önce tarihlerini araştımaları lazım. Bulgaristan 600 yıl boyunca Osmanlı'nın himayesinde kaldı. Balkan savaşlarından sonra bağımsızlığını kazandı. Şimdi orada yaşan herkese Bulgar diyebilir miyiz? Bağımsızlığını kazandıktan sonra aynen bu filmde olduğu gibi Bulgarlar Türklere zulm yapmaya başladılar. Bunu da en güzel anlatan Nejat İşlerin oynadığı Çalıntı Gözler'dir. Türkçe konuşmayı yasaklayıp, türk isimlerimize Bulgar ismi koydular, direnenleri kamplara topladılar.  Benim anneannem hala bilmez Bulgarca dilini. Zavallım 17 yaşında iken dedemden başkası ile nişanlıymış ama dedemin Türk Pasaport'u olduğunu duyunca nişanı atıp dedeme kaçmış. Kader işte hala gelemedi Türkiye'ye. Babaannemin babası gönüllü olarak çanakkale savaşında savaşmış. Şimdi kim bana diyebilir gavur yahut Bulgar? Bu film benim damarıma bastı, teknik konular beni ilgilendirmiyor helal olsun Çağan Irmak, helal olsun Çetin Tekindor...


5 yorum:

Çınar dedi ki...

Tatlım kim gavur ya da Bulgar demiş olabilir sana bilmiyorum ama Bu yaşıma kadar onca Bulgaristan, Yugoslav göçmeni yakın arkadaşımız, komşumuz oldu, aklımızın ucundan bile geçmedi onları gavur diye yaftalamak. Ben bir tek, Bulgar göçmeni annemin komşusuna kızardım sitem yollu o da annemin O'na gösterdiği yakın ilgiyi kıskandığım için. ( Çok gençken:))

Ayrıca, aile hikayen içimi çok acıttı aynı zamanda ilgimi çekti. Keşke arada, o yaşanmışlıkları konu eden yazılar yazsan ileriki yıllara ışık tutması açısından.

Dedemin İnsanları'nı en kısa zamanda görmek istiyorum.

Sevgiler

Tully dedi ki...

* Merhaba Çınar; bana kimse gavur demedi ama hep nerelisin diye sorulduğunda Bulgaristan göçmeniyim diye dediğimde haa Bulgar yani dendi. Ben hep düzeltmek zorunda kaldım hep Bulgar değil Bulgaristan göçmeniyim diye:( Hatta iş yerinde müdürüm bile gelen bir misafire bu da bizim Bulgar mühendisimiz diye tanıttığını bilirim.

Filmi izlemeni de ayrıca tavsiye ederim.

Bilmem hiç düşünmedim böyle ailemin hikayesini anlatmayı, deneyebilirim belki:) Tavsiyen için çok teşekkürler..

Sevgilerimle..

Mor Kalemlik dedi ki...

Benim eşimin ailesi de Bulgaristan göçmeni. Dedesi 1971 de kendi isteği ile gelmiş Türkiye'ye, o da oğlunu Bulgaristan'a asker olarak vermemek için gelmiş. Herkesin farklı bir hikayesi var.

Bulgaristan'dan göçenler, Osmanlı zamanında asimilasyon politikası ve ya Türkleştirme politikası ile buradan oraya yerleştirilmiş Türklerdir. Ülkelerine geri dönmelerinden daha doğal bir şey olamaz.

Tarih bilmeyene anlatmak zor bu konuyu, zor şeyler yaşamışsınız ailecek, üzüldüm.

Filmi izleyemedim ama izleyeceğim mutlaka.

şirin dedi ki...

yazınız dağıttı beni bir tuhaf oldum benim ailemde çok çok uzun zaman önce yaşamış aynı şeyleri. bazı çocuklar yollarda ölmüş derelerde boğulmuş yada evlatlık verilmiş.

Tully dedi ki...

Mor Kalemlik ve Şirin bu güzel yorumlarınız için ve yazımı beğendiğiniz çok teşekkür ederim..
Herkesin bir hikayesi var işte, ben çalıştığım yerde insanların halini gördükçe benim hikayem hiç kalıyor ne yazıkki:((
Hayatta gerçekten çok zor durumda olan insanlar var:((

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...